Güngör Güner GÜRYazarlar

Yıldızlar Hizaya Geldiğinde!

(Çok yoğunum! kendime sonra döneceğim diyenlere)

Çok yoğunsun biliyorum ortağım benim, o kadar yoğunsun ki rakamla ifade etmek gerekirse 24 (yazıyla da yirmidört) saat yetmiyor. Gün 36 saat olmalıydı o zaman da belki kendine zaman ayırırdın, hani şu kâşanesinde yalnız bıraktığın kendine. Yoğunluk katılaşmadan kaynaklıdır ve her zaman bir aracın sığacağı kadar park vardır. Araba sahibi olmak alt metininde ekonomik olsa da park meselesi tercihten ibarettir. Kendine zaman ayırmada cimri olan birinden etrafa zaman ayırmasını beklemek divaneliktir. Etraf dediğimiz de eski bir dost, el birliği mülkiyetteki bir ortak, sıladaki bir süzgeç siz çay. Unutmadan not düşeyim ki mavi ceketli sıla her zaman gurbette sınıf birincisidir zaten sadece yoğunluktan fark edemeyiz.

Ölü balığın denize atladığı yerde buluşmak vardı sen onu umursamadığın için sana küsmüş senle. Ölü balığın denize atladığı yer neresi ki? Boşver ortak, bu yoğunlukta bir de buna mı kafa yoracaksın. Bir gelir emekli olursan maddi heveslerinden bir de hırsından bir tutam hasedin biterse ve de gökyüzünden henüz lavlar yağmaya başlamamışsa dönersin kendine. Yıldızlar hizaya geldiğinde ses ver ortak ben de kendime geleyim de eşli hem de yardımsız bir okey atalım.

Tanrı’ya inanan adam olmak kolay!
Asıl zorluk;
Tanrı’nın inanacağı insan olmakta!… ( Albert Einstein )

Tanrı inanır mı? “Hatırla” sen ne diyorsun bu işe? İnsan olmak zor zanaat özetle. Ne ara özete geldik, bu minvalde bile demeden 90+ uzatmalarına geçtik. Yoğun olduğunu da dikkate alarak daldan dala atlıyorum izninle. Dışarda şuan yağmur yağıyor, seni bu yoğunlukta bir de ben yordum galiba; kafanı kaldırıp pencereden bakmana sebebiyet verdiğim için mahcubiyet duymuyor değilim. Hadi canım, inanmam sen bu yoğunluk da bir de bulutlara mı baktın.

Doğrular ülkeyi miras alacak,
Orada sonsuza dek yaşayacak ( Mezmurlar 37:29 / Zebur )

4 kitap da iyilerin bir gün mutlaka kazacağı teması işleniyor. 4 kitap, şu yoğun telaşla okuyamadığımız kitaplarda. Gerçi biz yakına (dünyaya) önem veriyoruz, uzağa (sonsuza) önem vermeyi erteliyoruz. 1 + 1 bile yeterdi belki ama dublekse heves ettik bir kez. Bu yoğunlukta bir şeylere heves edebilmek de marifet. Küçük şeylerle mutlu olmak varken ( yok yok pırlanta-elmas gibi değil ) yani güzel dostum patika yolda kır çiçekleri toplamak varken, asfalt duble yollarda kaybettik heveslerimizi.

“Musa’nın yokluğunda Harun olmak zordu” doğru teşhis Bekir abi ancak, Samiri’ nin buzağısı her devirde renk-isim değişti, bu kadar yoğun trafikte fark edemedi âdemoğlu. Karınca vadisinin özleminde uyuyakaldı âdemoğlu. Nafile çalışmak yordu ama biz adına yoğunluk koyduk. Yorgun insan daha iyi uyur, seher de uyanmayıp ayıp eder, sina çölünde pabuçlarını çıkartmaz ayıp eder. Samimiyetle söylüyorum bak! Hep yek gelse daha çok yol alınır.

Yoğundun bugün de ama hiç iş yapmadın, kendin dâhil kimseye faydan olmadı, arpa boyu yol almadın, ben demedim kedi söyledi. Bunları da yaz belki okur dedi. Kedi bu söyler daralan içinin sana söylemekten hevesi kırıldıklarını. Bir çırpıda… Sonunu düşünmeden… “Ya bunları söylersem bu çocuk kendine çekidüzen verirse, uyanırsa seher de, harcanıp gidiyor ömür dediğin türküsünü dinlerse, ya fark ederse içindeki yalnızlığı, avara yoğunluğunu” diye hiç düşünmeden. Su be kedi sen sadece poz ver!

Samimiyetle söylüyorum
Sakinleşiyorum
Kalbimi eline aldın
Onu kaybetme dostum

Sahip olduğum tek şey bu

Çalan kemanlar ve ağlayan melekler

Yıldızlar hizaya geldiğinde orada olacağım ( Loreen-Tattoo ( Eurovision/2023)

Güngör Güner GÜR (22 Haziran 2023)

İlgili yazılar

Başa dön tuşu