Güngör Güner GÜRYazarlar

Harfi harfine: U-N-U-T-M-A

(32.gün)

Biliyorum, hamurun unutmak ile yoğrulmuş unutacaksın-dün olduğu gibi- ama bir çılgınlık yap da bu sefer unutma. Enkaz altında Kefensiz yatanların hatırına vicdanını zorla da unutma. Tüm unutmayı meslek edinenlere bir de kendime en çok da kendime.

İmtihan olmadan, mücadele etmeden bir de infak etmeden vicdan çölünden çıkıp badem çiçeklerini elde edemeyeceğimizi biliyorduk. Sadece hesaba katmadığımız; imtihanın bu kadar ağır olacağı ve bu imtihanın enkazı altında yaşamakta zorlanacağız.

Sesimi duyan var mı? Sesini unutma!

Bir bebek kokusunda uyanmak vardı. Kınalı saçlar rüzgârda uçuşurken güneş ışığı altında, mecburiyetten değil de zevkine taşı yastık yapmak vardı. Sabah hangi elbiseyi giyinsem, bugün ne pişirsem dertlerinin tatlılığında kaybolmak vardı. Sabah yakındı ve gecenin en karanlık anı sabaha en yakın andı. O anda kaybolduk. 60 saniyede kaybolduk. Kopuk bedenler, kopuk düşünceler, nerede başlayıp nerede biteceğini bilmediğimiz ezik kelimeler. Bağırarak haykırılması gereken gerçekleri fısıldadı bebekler. Tutunamadık ne yalan söyleyeyim. Uzun cümleler kurmaktan da affımızı istedik.

Tutunamayanları unutma!

“Gel seninle bir kez daha ağlayalım. Yaşanmışlara, yaşanmamışlara, bir de hiç yaşanmayacaklara.”  ( Oğuz Atay-Tutunamayanlar)

Ya o değil de çok erken unuttuk, ne de erken adapte olduk 32 gün öncesine. 1 ay 1 gün dayanabildik acıda ortak olmaya. Evimizdeki halıdan da utanmadık soframızdaki zeytinden de! Yok!  kardeş ağır konuşacağım kuruyemiş bile çıtlattık. Etrafımızdakilerin en büyük tepkisi kabuklarını yere atma orayı sen temizlenmiyorsun oldu. Doğalgaz faturamız bu ay çok geldi üstüne bir de yüzümüz kızarmadan. İnce belli bardaktan çay içmek haram unutursak eğer! Üzgünüm demek ağır cezalık. Uyku sonrası ilk uyandığında mutlu isen bencilsin sen. Ve bencil olmak hiç bu kadar lüks tüketim malı olmamışken.

Nenemin mezarını açıp, kızımı üstüne defnettim diyen hüznü unutma!

04.17 hayatta kalma müzesi bize gösterdi ki 60 saniye de alt üst olur binlerce hayat. 60 saniyede bir dal sigara bitmezken bile binlerce hayat bitti. Allah’tan gelecek her türlü hayra muhtacız her zamankinden daha çok. Hayırlı bir menzile konmaya, göğsümüze ferahlık dolmasına.

60 saniyelik dünyadaki serüvenimiz; unutma!

Dünya sürgünü bitecek bir gün, bitmeden yol azığı edinme vakti. Belki bir köy sofrasında, belki soba ateşinde yeniden buz kesmiş vicdanımızı yeniden ısıtma vakti. Kim bilir asıl değerli sorular hiç sorulmamış olanlarıdır. Ev eşiği kadar kutsaldı bu yolculuk, yorgun düştük düşmesine de yeteri kadar uykuya daldık incir ağacı altında-zeytin ağacı altında-badem ağacı altında. Şimdi yeniden yürüme zamanı, dünyanın bize verdiği cilasız ayakkabıları çıkarıp, yalın ayak yürüme vakti hatta. Yarım kalanlara onca şeye rağmen.

Unuttukça kaybeden, kaybettikçe değersizleşen vicdanlarımıza atfen tekrara düşmek…

Harfi Harfine; u-n-u-t-m-a!

G.G. GÜR (32.gün)

İlgili yazılar

Başa dön tuşu