SANKİ O! Suskunluğun kıymeti üzerine bir avluda dertleşme yazısı
Suskunluğu kendine yorgan edinenler üçe ayrılır. İlki Erdal TOSUN replikçiler: “Bir ara çok konuştum, hiç faydasını görmedim, bıraktım. Ortancası çok boş konuşup kelime haznesini ve nefesteki sayısını bitirdiği için susanlar. Tekne kazıntısı olan son grup ise üstatlar olup; konuşmanın karşı tarafın anladığı kadar anlamı olduğunu ve karşı tarafın bencilliğini ilan etmesi nedeniyle anlamayacağını çözüp hiç konuşmayanlar.
Bu son grup konuşurken zorluk çeker zaten. Şöyleki; önce düşünür karşı taraf ne kadarını anlar, ne kadarını yanlış algılar, kapasitesi nedir, hangi kelimler lugatında vardır, eğer o kelime o kişi için yetersiz ise hangi kelime ile ikame edebileceği. Zordur susmak çünkü sağlam bir betonarma zemin ister, demirleri çalınmamış. Bu tür canlılar duraksayarak konuşmayı denediklerinde daha da başarısız olurlar, çok hızlı konuştuklarında hata olasılıkları daha da düşer. Yuvarlak masa etrafında bir grup insafını dünya emellerine satmış olan insanların kaç farklı şekilde sıralanabileceğini en yakın tahmin ile bilirler. Ağır başlıdırlar ancak uysal koyun değillerdir. Kurbanlık koyun olacak kadar da mübarek değillerdir belki ama bu yolda aday adayıdırlar.
Susmak, Yaratıcı ile mesajlaşmanın en kestirme tali yoludur. Secde anının ana güzergâh olduğu ön kabulü doğrultusunda.
Allah’ım suskunluğu sana yakışma vesilesi eyle, güzel kalpli insanlara güzel pencereler aç, karanlığın en koyusu sonrası aydınlık verdiğin gibi hiç ummadık anlarda, yönlerde ferahlık ile içlerini doldur. Göğüslerde göğe tırmanıyormuş gibi ıztırap yerine yere göğe sığmayacak gibi ferahlık nasip öyle. Secdeye varırken heyecandan bacakları titreten bir iman ile doldur. “Allah’ım güzel kalpli insanları hayırlı bir menzile kondur, şüphesiz sen konaklatanların en hayırlısın. Allah’ım senden gelecek her türlü hayra muhtacız” ayet mealleri ile şükrünü nasıl eda edeceğimiz konusunda uykularımızı yerle yeksan eden güzelliklere kavuştur. Sağlam liman olarak sana yaptığımız ilticayı kabul buyur. Meleklerin güzel kul kimdir sorusu karşısında Sanki o yanıtını vereceği sankilerden olmayı bizlere nasip eyle.
Susmak hep tercih nedeni sanıldı hâlbuki ne yaparsan yap nasip olmaz bazen ve bazen de küçük bir hamlen ile nasip kapıları açılır. An gelir şer bilinenler hayır çıkar. Hayır bilinenler şerre evrilir. Hayır bilinenlerin kıymeti tam bilinmez.
Kimileri su ile ayakta kalır, bazı canlıları ayakta tutan sadece dünyevi nedenlerdir, bizleri ise sadece Allah a kul olmak ayakta tutar. Oyunları oyunun kurallarına göre oynamak istediğimizde de hep kaybederiz. Çünkü oyunun kurallarını saman altından su yürütenler koymuştur ve onlara göre kendileri hizmet etmek için görev kabul eder diğerleri hep makam sevgisi için. Önce soru sorarlar sonra cevap verdiğinde cevap verme lüksün var derler, işte tam bu notada susmanın kıymetini bir kez daha anlarsın. Allah a havale etmenin muhteşemliğini.
Bizler hikâyeyi hep karıncadan dinledik hâlbuki ağustos böceğinin de söyleyecekleri vardı diye bir söz var. Eeee …Hiç öylesine aklıma geldi, paylaştım, suç mu?
La tahzen (üzülme) ortak, biliyorum çok uzun uzun konuşabilirdin, bir kenara çekip senin ailen taht’ta iken başkasının ailesi tahta mı? Diye çok güzel de izah ederdin. Öyle kelimeler seçerdin ki vicdan vücuttan ayrılık bana ne olur derdi. Ancak tüm kelimeleri değersizlikle ikame ettiler.
Konuşarak asla sana kapının yolunu gösterenlerin o kapıdan çıkış sahnesini göremezsin, ancak kıymetli susarak o çıkışın tekrarını Var’dan izleme kolaylığına erişirsin. Güzel insan kim, oyun oynayanlar kim. Bir seslenici seslenir ve avazı çıktığı gibi bağırır kalbini titretecek şekilde Sanki o!
…Senin tahtın böyle mi? Denildi.
O da: Sanki O !.. ( Neml Suresi /42 )
Güngör Güner GÜR- 15.04.2026-Ankara Kocatepe Cami Avlusu





